Hayaller Vol. 1

Kavramsal Paradoks

Merhaba. Kısa kısa notlar almak istiyorum bloguma. Hayatıma dair aldığım bu notlarımı da sizinle paylaşmak istiyorum. Anonim kalmak bu açıdan benim için önemli. Anonim olmak benim özgürlük alanım.

Konuşmayı sevmeyen birisi miyim değil miyim bilmiyorum ama bazen hiç konuşmak istemezken bazen de susmak bilmiyorum. Konuşmaya üşendiğim zamanlarım da oluyor.

Kendi fikirlerimize o kadar bağımlı ve bu fikirlere karşı o kadar korumacıyız ki başka fikirleri duymak ve onlar üzerinde düşünmek bizi korkutuyor. Tutarsız olabilme riski göze alınabilecek bir risk değil gibi. Yıkılan doğrularımızın yerine yeni fikirlerle yeni doğrularımızı inşa etmek zor bir uğraş. Bunun için sabırla üzerinde çalışılacak bir süreç lazım. Kendi özelimde bu süreç bana garip bir bıkkınlık veriyor. Bazen konuşmaktan ve cevaplamaktan dahi kaçınıyorum, üşeniyorum. Ne gerek var yeni şeylerle bakış açılarımızı genişletmeye. Yeni öğrenilenle düşünüp fikir üretmeye diyorum. Kendimi motive etmem gerekiyor; yenilenmeye, yeniden üretime dair motivasyon lazım. Bu motivasyonumu da Atatürk ile sağlıyorum. Yoruluyorum ama vazgeçmemek gerekiyor. Vazgeçmeyin.

Bunlar zihinsel yorgunluklar. Herkes kaldıramayabiliyor. Ya da bir işi fiziki olarak yapmaktan kaçındığımız gibi zihinsel olarak da yapmaktan kaçınıyoruz. Bu gayet makul ve rasyonel bir istek. Kendini yeniden üretmek zor iş. Bize anlatılanlarla yetinmek, gururlanmak, irkilmek gibi zevklerimiz var. Bunlarla huzurlu ve mutluysak bizi rahatsız edebilecek yeni fikirlerden korkuyoruz. Rahatsız oluyoruz. Bu yüzden hayallere, ortak bilinç oluşturan hayali kavramlara başvurduğumuzu düşünüyorum.

Belki de ben bu düşüncemde tamamen yanılıyorumdur. Kim bilir…

Okumaya devam et

Reklamlar

Laiklik-Laik Nedir?

Bu bölüm bir soru cevap bölümü olduğu için bu konuyla alakalı çok kapsamlı bir yazı yazmayacağım. Sıkıntılı görülen noktaların üzerinden kısaca geçeceğim.

Öncelikle Laiklik-Laik terimlerinin etimolojik yapısına bakalım. Laiklik Fransızca kökenli bir kelimedir. Fransızca manasında kiliseden olmayan halk[1] anlamında kullanılmıştır. Bir diğer manası rahip olmayan kimse demektir. Bizde bilinen ilk laiklik tanımı 1924 yılında Mehmet Bahaettin’in hazırladığı sözlükte[2] dine ilişkin olmayan, dindışı olarak tanımlanmıştır. İşin ilginç tarafı Türk Dil Kurumu’nun güncel[3] Türkçe sözlüğünde ise tanım 1924’teki laiklik tanımından pek de farklı değildir. Burada da laiklik terimini din işlerini devlet işlerine karıştırmamak, devlet işlerini dinden ayrı tutmak olarak açıklanmıştır.

Okumaya devam et