Bursa Nutku

Atatürk

“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır’ demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ‘Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir’ diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, ‘demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek’

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, ‘ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.’

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!”

Reklamlar

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi

Atatürk

Zor zamanlarda, gençlerin huzur bulacakları sayılı metinlerden. Bugün hep beraber okuyalım istedim. Her cümlesini tek tek süzerek okumak gerekiyor. Bir liderin geleceği öngörmesinin ancak entelektüel birikimle olabileceğini tarihin her safhasında karşılaştığımız olaylarda tekrar tekrar gösteriyor. Yani cahillik bir yere kadar. Zaman bilimin ve medeniyetin zamanı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ertesinde Gençliğe Hitabeyi paylaşmak istedim.

Saygılarımla… Okumaya devam et

”Ne istediniz de vermedik”

Ataturk 2.jpg

Bu kısa yazıyı yazabilmek için biraz beklemem gerekiyordu. Referandumdan önce yazmamın daha anlamlı olacağını bildiğim halde yazmak istemedim. Birkaç tespitten sonra sizinle umutlu olduğum düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Hegel’in diyalektik kuramını duymuşsunuzdur. Değişim sürecinin Tez-Antitez-Sentez dönüşümünde ilerlediğini söyler. Bir şey yaparsınız. Bir etki yaratırsınız. Bu etki doğaldır ki tepkisini de doğurur. Süreç içerisinde her yanlış etki aynı oranda bir doğru tepkiyi doğurur. Ve ikisinin deviniminden bir sentezi yani o zamana, o mekana, o duruma uygun olan bir göreceli doğruyu açığa çıkarır. Ve toplum yapısı değişir. Toplumsal değişim süreçlerini bu şekilde anlamlandırabiliriz. Bizdeki her yanlış görülen hareket de tepkisini doğuracaktır.  Umutlu olun. Okumaya devam et