”Ne istediniz de vermedik”

Ataturk 2.jpg

Bu kısa yazıyı yazabilmek için biraz beklemem gerekiyordu. Referandumdan önce yazmamın daha anlamlı olacağını bildiğim halde yazmak istemedim. Birkaç tespitten sonra sizinle umutlu olduğum düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Hegel’in diyalektik kuramını duymuşsunuzdur. Değişim sürecinin Tez-Antitez-Sentez dönüşümünde ilerlediğini söyler. Bir şey yaparsınız. Bir etki yaratırsınız. Bu etki doğaldır ki tepkisini de doğurur. Süreç içerisinde her yanlış etki aynı oranda bir doğru tepkiyi doğurur. Ve ikisinin deviniminden bir sentezi yani o zamana, o mekana, o duruma uygun olan bir göreceli doğruyu açığa çıkarır. Ve toplum yapısı değişir. Toplumsal değişim süreçlerini bu şekilde anlamlandırabiliriz. Bizdeki her yanlış görülen hareket de tepkisini doğuracaktır.  Umutlu olun.

Tespit 1

AKP’nin devletin bütün imkanlarıyla yürüttüğü bu kampanyada Hayır oylarının oranı, kampanyanın onca gücüne rağmen başarısızlığını gösteriyor.

Tespit 2

YSK’nın mühürsüz zarfları kabul ettiğini söylediği açıklamasının seçim sırasında gelmiş olması, iktidar cephesinin yaşadığı korkunun itirafı gibi ve tabi demokrasiye inanmadıklarının bir göstergesi. Onlar için amaçlarına giden yolda her şey mübah.

Tespit 3

Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da yaşayan Kürt kökenli Türk vatandaşlarının PKK ve türevi olan siyasi uzantısına karşı aldığı tavır önemli. Kasım seçiminde alınan oy oranları ve Referandumdaki oy oranlarının kıyaslamasında, oyların İslamcı AKP’ye kaydığı görülüyor. Bölünme tehlikesine karşı yapılan en değerli hamlelerden biridir bence bu çünkü şiddetli baskılara rağmen sandıkta kullanılan oyların durumu bir direnişin sembolü. Korkuya karşı kazanılan bir zaferin.

Tespit 4

AKP’nin ülke genelinde yaşadığı oy kaybı ve referandum sürecindeki tavrı, insanları haklarını arama noktasında hırslandırıyor. Akıllardaki soru kullandıkları oyların boşa gitmiş olmasından ziyade AKP’nin gücü elde ettikçe daha neler yapabileceği? Bunların bir sınırı yok mu endişesi de kendi tepkisini doğuruyor. Radikal söylemlerindeki tavırın ya onlardansınız ya da bizden, ya bizim gibi vatanseversiniz ya da teröristsiniz gibi ayrıştırmacı ve kutuplaştırmacı bir tavır olması tehlike yaratıyor. İnsanlar da artık bu tehlikenin farkına vardılar.

Tespit 5

Artık ”Ne istediniz de vermedik” itirafını yapma sırası halkta. İşsizlik ve enflasyon %13’te. Özelleştirmeler bitti. En son Varlık Fonu adı altında bir sömürü şirketi kurdular. Onun da parasını bitirdikten sonra ellerinde hiçbir şey kalmayacak ve devletin ekonomik sahaya müdahale etme imkanı çok daralacak. Bu sebeple 2008’deki gibi bir Neoliberalizm krizini dünyadan ayrı olarak Türkiye tek başına yaşayabilir. Hazır olun ve birikim yapın. Birikimleri bankalarda değil evlerinizde tutun. Enflasyonun %13 civarlarında olduğu bir ülkede bankadaki her mevduat %13 değer kaybediyor demektir. Zor zamanlarda size o paralar yardımcı olacaklar.

Tespit 6

Tayyip Erdoğan söylemlerinde daha da radikalleşiyor. Resmi sonuçlar açıklanmadan hemen önce aşırıya giden bir şekilde muhalefeti yuhalattıktan sonra ”idam için de bir referandum yapabiliriz.” dedi. unutmamak gerekir ki aşırılık kendi sonunu kendisi yaratır. Ancak aşırı söylemlerinin aslında bir temeli olmadığının görülmesi halkın tepkisine yol açacak. Aynı söylemler, değişmeyen ağız ve elde avuçta olmama hali , yaşanan sıkıntılı ekonomik durum otoriteye karşı bir tepkiye dönüşecek.

Tespit 7

AKP’den ziyade Tayyip Erdoğan’a gönül vermiş olanların arasında huzursuz olanlar var. Bu referandumun adil olmadığını düşünüyorlar. Bunlar İslami hassasiyetinin olduğunu söyleyen insanlar. Bu tarz tepkiler çoğalmaya devam edecek. Yapılan her yanlışta bir kez daha dillendirilecekler. Bence bu hassasiyet toplumun dinamiklerini değiştirebilir.

Tespit 8

İslami söylemlerin gücünü kullanarak insanların dini duygularının istismar edilmesi de elbet bir gün anlaşılacak. Bunun anlaşılabilmesi için de bence dinin yeniden üretilmesi gerekiyor. Bu anlaşıldıktan sonra insanların dini duygularının oy kapma malzemesi haline getirilmesi son bulur ümidindeyim.

Yani,

Türkiye’deki ılımlı İslamcı kesimin ki bu kesim AKP tarafı oluyor, yarattığı her hukuksuz ve eşitsiz etki, toplumda bir karşı tepki doğuruyor. Doğurmaya da devam edecek. Emin olun bu tepkisel değişim süreci bundan elli yıl öncesi gibi uzun da sürmeyecek. Artık televizyon, internet gibi kişisel iletişim silahlarımız var. Bunlar bu süreci hızlandıracaklar. Kitle iletişim araçlarıyla insanlar nasıl kandırıldıklarını daha hızlı öğrenecekler. Ve bu süreç olabildiğince kısa bir zamanda gerçekleşecek.

Kurumlarımızın, dinin ve demokrasimizin de çağın şartlarına ve toplumun yapısına ayak uydurabilmesi adına  yeniden üretilmesi, bu kişisel iletişim araçlarımız sayesinde gerçekleşecek.

Din hadislerin sorgulanmasıyla yeniden üretiliyor. Tarikatlerin ve cemaatlerin sapkın radikal İslamcı söylemleri insanları onlardan uzaklaştırıyor. Otoritenin İslamcı söylemlerinin beslendiği o radikal bataklık kurutuluyor. Hadislerin sorgulanması ve birçoğunun reddedilmesi, dini tartışabilmenin ve din adı altında yapılan işlerin yanlışlığının görülebilmesinin önünü açıyor. Zamanın önünde duramayız. Bu değişim en yakın zamanda karşımıza gelecek. Bu değişimin sonucunda da insanları kendi emellerine alet eden hacıların, hocaların, şeyhlerin, imamların dini iktidarından kurtulacağız.

Demokrasinin tadını aldık. Asla vazgeçmeyiz. Ne İran gibi Teokratik, ne de Irak gibi kaotik bir devlet olabiliriz. Ancak radikal dini akımlardan kurtulmak zorundayız. Demokrasimizin ve özgürlüğümüzün önündeki en büyük engel radikal İslamcı söylem. Bu söylemin de gücü bence dinin yeniden üretilmesiyle kırılacak. Bu kırılma yaşandıktan sonra daha özgür ve müreffeh bir toplum olacağımıza inanıyorum. Bu yüzden umutluyum. Değişimden kaçamayız. Belki en fazla geciktirebiliriz. Belki bu gecikme bizim ömrümüze sığmaz ama bir gün mutlaka olacaktır. Siz de umutlu olun. Ve unutmayın her etki bir kendi tepkisini doğurur.

Atatürk’ün alıntıladığım sözü her sıkıntılı anımda yardımıma yetişir. Onun açtığı yolda yürüyeceğime söz verdim ve onun fikirleriyle hayat buluyorum. Sizin de yardımınıza yetişsin bu söz.

”Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiçbir zaman kaybetmedim.”

– Mustafa Kemal Atatürk

İşte bu yüzden;

Bu yeniden üretimin hızlanabilmesi için, ben, bu referandumda evet çıkmasını önemsiyorum. Hayır çıksa belki bu süreci daha az hasarlı atlatabilirdik ama olmadı. Güzel ve güneşli günler yakın. Korkmayın, yılmayın ve durmayın…

Saygılar…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s