Laiklik-Laik Nedir?

Bu bölüm bir soru cevap bölümü olduğu için bu konuyla alakalı çok kapsamlı bir yazı yazmayacağım. Sıkıntılı görülen noktaların üzerinden kısaca geçeceğim.

Öncelikle Laiklik-Laik terimlerinin etimolojik yapısına bakalım. Laiklik Fransızca kökenli bir kelimedir. Fransızca manasında kiliseden olmayan halk[1] anlamında kullanılmıştır. Bir diğer manası rahip olmayan kimse demektir. Bizde bilinen ilk laiklik tanımı 1924 yılında Mehmet Bahaettin’in hazırladığı sözlükte[2] dine ilişkin olmayan, dindışı olarak tanımlanmıştır. İşin ilginç tarafı Türk Dil Kurumu’nun güncel[3] Türkçe sözlüğünde ise tanım 1924’teki laiklik tanımından pek de farklı değildir. Burada da laiklik terimini din işlerini devlet işlerine karıştırmamak, devlet işlerini dinden ayrı tutmak olarak açıklanmıştır.

Şüphesiz yukarıdaki tanımlarda doğruluk payları vardır. Ancak bu tanımlar eksiktir. Laiklik bir sözlük tanımıyla bu kadar kötü açıklanabilir. İnsan bu tanımlarda bir çarpıtma, amacından saptırma sezmek. Sanki bir kuvvet Türkiye’deki laiklik tanımının içini boşaltmak istiyor gibi. Bu sebeple laikliğin ne olduğunun günümüzdeki anlamıyla çocuklarımıza öğretilmesi gerekiyor.

Türkiye’nin dini cemaatlerinde ve din öğretisinde bir tekdüzelik mevcut. Pozitif bilme karşı bir yabancılaşma var. Sanki Allah’ın evrendeki yaratılış hikmetlerini bilimle kanıtlayabilmek hoşlarına pek gitmiyor. Bu da beni düşündürüyor. Maslow[4], insan belli bir doyuma ulaştıktan sonra artık onun hayatının en üstündeki amacının kendini gerçekleştirebilmek olduğunu söyler. Yani insan etrafından artık saygı beklemektedir. Düşüncelerinin ciddiye alındığını görmek ister. Bence bizdeki cemaat önderleri tekdüze bir dini eğitimden ve öğretimden geçirilmektedir. İlahiyat okuyup pozitif bilimlerden, sosyolojiden eksik olmak, yapılan ilahiyat çalışmalarını da eksik bırakır. Ellerinde kalan tek şey dini bilgi ve bunu kullanabilme yetisi olan ilahiyatçılarımız doğaldır ki ellerinde olan cemaatlerinden saygı görme arzusunu baskılayamaz. Bundan vazgeçemez. Kanımca bu da pozitivizmin kâinatı açıklayan kanunlarına ve teorilerine karşı genel bakışı yansıtmaktadır. Evrimi ve buna benzer yaratılışı sorgulayan tüm teorileri kökten reddeder. Hayal etmez ki belki yaratan, insanın yaratılışını evrimsel bir süreçte gerçekleştirmiştir.

Bu tarz ilahiyatçıların ve bunların mobilize ettiği dindar görünümlü toplulukların laikliği tartışırken kullandıkları en büyük silahları: ‘’biz dinsiz değiliz bu yüzden laik olamayız’’ parolasıdır. İşte Türkiye’de şeriatçıların postmodernizme sarılmaları, bu gerçeği reddetme ve kendi dogmalarına bağlı kalma eğilimlerinden kaynaklanıyor[5]. Çünkü gelişen dünyaya ve bilime ayak uyduramıyorlar.

Laik devletin aktif bir görevi vardır. Bu görevin ne olduğu laiklik tanımlarında anlatılmadığı için toplumun, daha doğrusu kendisini dindar zanneden toplumun, laiklik algısı yanlış bir yola yönlendiriliyor. Yönlendiriliyor diyorum çünkü bence burada bariz ve kasıtlı bir yönlendirme mevcut. Laik devletin aktif görevi herhangi bir inanç grubunun başka inanç gruplarına baskı yapmasını önleyen devlet rolünün olmasıdır[6]. Yani devlet her inanışa ve her türlü inançsızlığa eşit mesafede olmalıdır. Büyük balığın küçük balığı yutmasını önlemelidir. Ülkemizden örnekle; Sünnilerin Alevileri baskı altına almalarını, Yahudilerin ibadetlerinde en az Müslümanlar kadar özgür olmalarını,  inançsızların misyonerler tarafından oluşturulan baskılara karşı haklarının korunmasını sağlaması gerekmektedir laik bir devletin. İslam dininin de hoşgörüsü bunu gerektirmez mi?

Laik devlette nüfus cüzdanlarında din ibaresi olmaz. Olmamalıdır da zaten. Devlet vatandaşının dinine imanına bakmaz, bakamaz. Bu anayasaya da aykırı bir durumdur. Burada Emre Kongar’ın şu tespiti bir ütopyadan ziyade olması gerekeni anlatması bakımından çok önemlidir. Emre Kongar der ki: ‘’ O devletin vatandaşı isen; Müslüman da olsan, Hristiyan da olsan, Alevi de olsan, Sünni de olsan, Hanefi de olsan, Şafii de olsan, Katolik de olsan, Ortodoks da olsan, Süryani de olsan, Nesturî de olsan, Allahsız da olsan sırf o devletin vatandaşı olduğun için herkesle eşit hakka sahipsin. Dolayısıyla senin inancını ya da inançsızlığını o devlet koruyacak, laik devlet bu demek[7].’’

Laiklik dinsizlik değil aksine tüm inançların güvencesidir.

Dipnotlar:

[1] Laik nedir?

[2] Bahaettin, Mehmet. (1924). Yeni Türkçe Lügat

[3] TDK Güncel Türkçe Sözlük

[4] Bkz. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

[5] Kongar, Emre. (Aralık 2011). Küresel Terör ve Türkiye, Küreselleşme, Huntington ve 11 Eylül. İstanbul: Remzi Kitabevi

[6] Kongar, Emre. (Aralık 2011). Küresel Terör ve Türkiye, Küreselleşme, Huntington ve 11 Eylül. İstanbul: Remzi Kitabevi

[7] Kongar, Emre. (Aralık 2011). Küresel Terör ve Türkiye, Küreselleşme, Huntington ve 11 Eylül. İstanbul: Remzi Kitabevi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s